ruh ve arabesk

kırk iki gün hikayelerinde, bugünün konusu şükür etmek. olan ve olmayan her şeye...

hayalini çok kurup gerçekleşmeyen düşlere, yanı başımızda olanlara, gidenlere, kalanlara, eskiyenlere, oldies but goldies olanlara, her şeye ve herkese...

şükür ederken sürekli mutluluğa teşekkür etmek olmuyor, ruhunun bir yanı geçmişi, gitmişi hatırlamak istiyor, işte o zaman durdurma kendini, yok sayma hiç bir şeyi , olanlara olduğu kadarı ile, olmayanları da bu da olmadı, vardır bir hayrı diye düşün... sürekli gülümsemez kimse, otuz iki diş olsa bile:) mutluluk kadar, nefes almak kadar, mutsuzlukta var hayatın içinde, kabul et ve ruhunun arabesk yanını da sev...

kabul etme kısmında da benim önerim,  bırak kendini müziğe, kim ne derse desin, hangi şarkının sözü anlatıyorsa senin söyle kendince, makamsızca, anlamsızca,katılmıyorsan bir ses yarışmasına, detone ol hakkı da yanında...

varsa yanında iki dostun, bir şeyler iç, müzik dinle, boş boş bak sahneye, gülümse geçmişe, yanımda yok ki kimse diyorsan artık yalnız kalmak zor  bugünlerde, aç youtube, yap listeni, gülümse geçmişe...


varsa sana kendini iyi hissettiren veya geçmişe döndüren, en sevdiğim işte benim şarkım dediğin paylaşırsan sevinirim, yorum yaz hep beraber dinleyelim:)

ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm,bye...

siyah ve elektrik

kırk iki gün hikayeleri benim için çok değerli... benim "ben" için yaptığım bir şey, okuyan sana da azcık bir etki yapıyorsa daha ne güzel ne olabilir ki? bu yüzden yorumların benim için çok değerli... 

bugün anne-kız günü aktivitesi olarak sinemaya gittik biz, en boş olacağı umduğumuz saatte, cuma günü saat 13.30 seansına aldık biletlerimizi, salonda sadece biz oluruz derken toplam, evet oturdum ve saydım:), 35 hemcinsimle beraber "benim dünyam" filmini izledik... filmin yirminci dakikasından itibaren iç çekmeler, burun çekmeler, içli içli ağlamalar başladı. evet film çok etkileyici, oyuncular muhteşem, hikaye sarsıcı...

beni en çok etkileyen ise  filmde ki bu replik oldu...

"elektrik kesilince yeniden geleceğini bilirsin, oturur beklersin geleceği vakti, ne zaman geleceğini bilmezsin, ama bilirsin geleceğini..."

hayatımızda ne olursa olsun, nasıl süreçlerden geçersek geçelim,alalım derslerimizi, unutmayalım yaşadıklarımızı, not edelim bir kenara ve devam edelim inanmaya, aydınlık,pırıl pırıl günlere...



ben herkes mutlu olsun isterim....

öptüm,bye...

azim ve devam

kırk iki gün hikayelerinde bugün listede tamamlanan madde, güzel şeylerin gerçekleşeceğine dair inanç olsun mu? ben yapı gereği, genetik kodlarımda çok fazlaca olmasa da, hayalperest, mutlu, her şeyde iyi bir yan arayan zaman zaman gereksiz olan polyana yım. ben de çok zorlanıyorum bazen, aklıma binlerce felaket senaryosu geliyor. asla bu olmayacak, bu hiç olmayacak, hiç hiç olmayacak diye düşünüyorum, düşündükçe inanıyorum, inandıkça üzülüyorum.

işte bu olumsuz düşüncelerin önüne geçmek için ne yapsam, ne etsem, inansam iyiliğe derken okuduğum bir kitapta bir öneriye rastladım. aklınıza kötü bir düşünce geldiğinde, o düşünceyi bir top şeklinde hayal edin ve uzayın boşluğuna doğru fırlattın. ben de bir zamanların çok popüler oyunu angry birds e uyarladım bu tavsiyeyi... ne zaman aklıma kötü bir düşünce gelse takıyorum sapanın ucuna düşünüyorum, tüm kötü olasılıkları ve sonra fırlatıyorum uzayın en derin boşluğuna...

demet akalın'ın 41 yaşında hamile kaldığı günlerdeyiz, hatta bu yazının örneği kesinlikle demet akalın olsun, ki zaten ben çok severim, şarkılarıyla çok eğleniyorum, ben hiç türkçe dinlemem, eğlenemiyorum diyenlerden kesinlikle değilim. örneği incelediğimizde 2010 yılında çıkardığı popüler şarkısında ki tüm dileklerine ulaşmış gözüküyor şu an... evli, mutlu ve çocuklu...  

her şeyin imkanı var, yeter ki istemeyi bilelim, ne istediğimize dikkat edelim, iyi tarafta olmaya devam edelim.






ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm,bye

tüketmek ve tüketmemek


kısa tanıtım :) kırk iki gün hikayeleri, yılbaşına kala sayılı günler, listede ki maddeleri hep beraber eritelim, hedeflerimize beraber koşalım diye, motivasyon içeren, ilham veren, haydi beybim sen yaparsın dedirten şeylerin paylaşımı için var. 

yılbaşı listemde her sene olduğu gibi bu sene de tutumlu olmak, harcamalarımı düzenli yapmak, para biriktirmeyi başarabilmek vardı. öngörülemeyen olaylar sonucu biriktirme kısmında çok başarılı olmadım ama dikkatli tüketim yapma konusunda bu video bana çok yardımcı oldu. özellikle her gün çıkan en yeni teknolojik ürünlere sahip olmanın verdiği yüksek statü yerine, var olanı tam anlamıyla kullanmak adına. video yaklaşık bir saatlik bir belgesel, hiç düşünmeden sadece bize söyleneni yaptığımız tüketim alışkanlıklara "dur ve düşün" dedirtiyor. 

videoyu izledikten sonra bozulan diz üstü bilgisayarımı hemen değiştirmek yerine, tamir ettirmeyi denedim, şu an bu yazıyı ondan yazıyorum, yaşamaz denilen bilgisayar üstün performansına devam ediyor. bozulan iphone ve ipad imi yeni modellerinin süper lansmanına rağmen değiştirmek yerine tamir ettirdim, son nefeslerine kadar kullanmaya karar verdim, onlar beni bırakmadan ben onları bırakmıyorum.

belki de işin sırrı bu aralar sosyal medya adreslerinde sıkça paylaşılan sorunun cevabında gizlidir :)

altmış beş  yıldır evli olan çifte sorarlar. "bu kadar yıllık evliliğin sırrı nedir? "
teyze cevap verir "bizim zamanımızda eskiyen şeyler atılmazdı tamir edilirdi."





yılın sonu ve bası

yeni yılın ilk gününe sadece kırk iki gün kaldı, farkında mısın? toplam üç yüz yirmi iki gün önce koyduğun yapılacaklar listen, hedef listenin neresindesin? hangi maddeler gerçekleşti  ve üstü çizildi, hangi maddeler çitlerden atlar gibi, talihlisini bulamayan sayısal loto sonucu gibi seneye devir oldu? 

neden mi soruyorum bunları, benim de var listelerim, seneye devir olan hayallerim. hep beklemektense geleceği, şimdi değil mi harekete geçme zamanı... söylemesi kolay uygulaması zor diye, bir oyun buldum kendi kendime... kaldıysa daha 42 günü bu yılın, hadi listeden bir şeyler yapalım... ben öncelikle kendimi motive etmek için  ve belki  sen de seversin paylaştıklarımı geçersin harekete diye, her gün gönlüme dokunan bir şeyler paylaşmaya karar verdim otuz iki dişte, zaten bloğum hayat üstüne, hayatım üstüne, hayattan öğrendiklerim ve hayal ettiklerim üzerine, bir hedefi beraber gerçekleştiririz belki de... 





bu hikayeyi ilk kez haziran ayının son gününde bir devir toplantısında, yeni başlayan bir görevin ilan edilmesi sırasında dinledim. 


wesminster manastırı'nın bodrumunda bir anglikan piskoposunun üzerinde şunlar yazılıdır:

‘gençken düşlerim sonsuzdu ve dünyayı değiştirmek isterdim. 
yaşlanıp akıllanınca dünyanın değişmeyeceğini anladım. 
ben de düşlerimi biraz küçülterek memleketimi değiştirmeye karar verdim. 
ama o da değişeceğe benzemiyordu.
iyice yaşlanınca, son bir gayretle sadece ailemi ve kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. 
maalesef bunu da gerçekleştiremedim... 
şimdi ölüm döşeğinde yatarken, birden fark ettim ki önce yalnız kendimi değiştirseydim, etrafımdakilere örnek olur, ailemi de değiştirebilirdim. 
onlardan alacağım cesaret ve ilham ile memleketimi daha ileri götürebilirdim. 
kim bilir belki dünyayı bile değiştirebilirdim...’                                                                                            
hayatımızda değiştirmek istediğimiz bir sürü şey var, madde madde listelenen, bazen listelenmeye dahi cesaret edilemeyip, keşke olsa denilen, hayali kurulan... 


çevremizde ki insanlar hak ettiğimizi düşündüğümüz gibi davranmıyorsa bize, belki zamanıdır bizim onlara karşı olan tavrımızı değiştirmenin... alamıyorsan emeğinin karşılığı, bekleme boşuna, odaklan başka bir konuya :)

ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm, bye 

ekim ve yeni

ekim ayı benim için hep özel olmuştur, doğduğumdan beri, doğduğum ay olduğu için :) belki tek çocuk olmamdan, belki partileri, kutlamaları, sürprizleri çok sevdiğimden çok önem veririm ben doğum günüme. bu zamana kadar çeşit çeşit konsept parti ile, onlarca ve yüzlerce insanla kutladım. bir yıl şimdi kapalı olan, ancak açık olduğu zamanlarda çok popüler olan sanki bir safari turundaymış gibi hissettiren bire bir aynı boyutlarda olan hayvan maketlerin olduğu cafede kutladım.  bir tanesinde bir partinin içinde kutladım doğum günümü 300 kişinin bir ağızdan "iyi ki doğdun" şarkısına şahit oldum.tatlı  2 lerin olduğu zamanlarda...

bu sene benim için çok büyük bir adım attım, kutlamayı seven ben en büyük sosyal medya kanalından kaldırdım doğum günü tarihimi. "Otuzikidis'in doğum gününü kutla. Zaman tüneline doğum günü tebriği yaz." uyarısı gitmesin istedim kimseye, aklında kalanlar kutlasın, zihninde yer edenler... emir cümlesini gerçekleştirmenin verdiği rahatlıkla samimiyetten uzak, yolda görünce selam vermeye çekinen tanıdıklar bu sene benim için yorulmasın istedim:) kutlamayan kimseye kırılmadım, bunun adı belki olgunluk, eskiden bir liste olurdu zihnimde, doğum günümü kutlamayanlar diye. bu sene ise daha az kişinin kutladığı, doğdum diye gerçekten mutlu olan insanların aradığı 10.10'luk bir gün geçirdim. yeni yaşımda çok özel bir hediye aldım, çok emek verilerek, bir çok kalem heba edilerek hazırlanmış olan:) hani ilkokul da anı defterlerimiz vardı ya, kalbin kadar saf bu sayfayı bana ayırdığın için teşekkür ederim diye yazmaya başladığımız, kalbimizin beyaz sayfalar kadar saf olduğu günlerde... en sevdiğim, beni en sevenlere ulaşmış, hepsinden bir yazı istemiş, yazıları toplamış, kendi el yazısı ile teker teker yazmış toplam kırk dört kişiden anılarla dolu çok özel yazılar. kıprkırmızı bir defter, kütüphanemin en değerlisi oldu. içinde sevdiklerim tarafından yazılmış benim hikayelerim var, güzel şeyler yapmışım dedirten, her sene yinelediğim "daha iyi bir insan olayım" dileğine bir adım daha yaklaştıran...



ekim ayının bir başka özelliği ise,daha çok sevmemin sebebi, en sevdiğimin de doğum gününün aynı ay içinde olması. madem konseptimiz sevgi oldu dedim, ben de ona sürpriz onun en sevdiğini gerçekleştirmeye çalıştım. sevdiğimiz arkadaşlarımızla beraber onun en sevdiği menüyü biz hazırladık, Cook and Fun' da süper anlatımı ile Ali Şef ve eğlenceli sunumu, hazırladığı sorular ile bizimle olan, doğum günlerimizin vazgeçilmezi Özgür Aksuna eşliğinde, california roll, dana etli sebzeli noodle ve panna cotta hazırladık. hazırlarken çok eğlendik, hep beraber mutfağa girdik, dans ettik, yemekleri hazırladık ve sonra büyük sofrada hep beraber yemeğimizi yedik. en son sürprizi en sona sakladım, pazar gecesi kendi ellerimle yaptığım pastayı getirdim doğum günü şarkısyla, benim için büyük bir adımdı :)



aslında hayatta yaşadığımız her gün kutlamaya değer, aldığımız her nefes, attığımız her adım, bir kutlama nedeni...

ben herkes mutlu olsun isterim.

öptüm,bye

şov ve devam

geçen günlerinin birinde, Ankara'da yapılacak ne var ki diyenlere inat, güzel bir mekanın sezon açılışına davetliydik. çevre sokak'ta yer alan eski 45'liğin sezon açılışında dj kabininde hayranı olduğumuz Hakan Eren vardı. "bir zamanlar" ismini verdiği performansında çocukluğumuzun Türk filmlerinde,  hani herkes masumdu,  iyiler hep kazanırdı ve kötüler filmin sonunda özür diler hatasını anlardı ya, çalan aklımıza yer etmiş, bir zamanın en popüler şarkılarını çalıyordu. üstelik kendisine açılış gecesine özel olarak bir zamanların starları eşlik ediyordu. Gönül Yazar, Semiha Yankı ve Yeliz.



muhteşem bir gece geçirdik, tüm şarkılara eşlik ettik, hangi filmde söylendiğini bulmaya çalıştık, benim aklımda kalansa geceye dair çok minik bir hatıra....

devam ederken eğlence, şarkısı çalınan sanatçı, dj kabinine girerek eski tip mikrofon elinde mırıldanıyor şarkısını, işte o an, insanlık hali kayıveriyor ayağı ve tıpkı sanki ayaklarında yay varmış gibi zarifçe düşüveriyor geriye... o sırada hala elinde mikrofon ve diyor ki "siz devam edin söylemeye.." ayağa kalktıktan sonra çılgınca alkış seyircilerden, ben düştüm diye mi bu kadar çok alkışlıyorsunuz diyor, ben cevabı içimden veriyorum "hayır düştün diye değil, ayağa kalktın diye bu alkış."




hayat bu, düşerek kalkarak, devam ediyoruz.  Mevlana'nın dediği gibi 
"sanmasınlar yıkıldık, sanmasınlar çöktük, bir başka bahar için sadece yaprak döktük" 

gece boyunca en çok eğlendiğimiz şarkı
siz de hatırladınız mı? :) 

eski 45'lik :  üsküp caddesi, no:16/2 çankaya
                     rezervasyon: 0533 138 3945

ben herkes mutlu olsun isterim...

öptüm,bye