meyhane ve tiyatro


bir meyhane düşünün, sahnesinde tiyatro oynanıyor... ilk içkiler geldikten sonra "ali kemal" tiradı ile bir kadın sahneye yürüyor ve o an, sahne meyhanenin arka yüzü oluyor, meyhane sahibi sahnede, ramiz abi, hanım abla, bitirim garson ali kemal sahnede... hikayeler anlatılıyor...



mekan "eşref vakti" tatlı, küçük bir meyhane,bilet ücreti 40TL, içinde 2 kadeh içecek ve 4 çeşit meze içeriyor, sahnede tiyatro... biz biraz menünün dışına çıkarak ekstra yaprak ciğer, ki çok lezzetliydi ve bir vazgeçilmez tereyağında karides söyledik, mezeler ve servis on numara, sahnede ki oyunu bölmeden, mümkün olan en az görünürlükle servis gerçekleşiyor. 

sahnede oyun sırasında oyuncular da meyhanenin tadına varıyor, bir kaç duble içki oyun dekoru oluyor, bitiriliyor, seyircilerin görmediği bir şekilde bir kanun konmuş, canlı, "hadi guguk kuşum çal" deyince kimi zaman "ankara'nın bağları" kimi zaman " nasıl yakalamıştım gözlerinde baharı" çalıyor.

meyhane muhabbeti bellidir, aşk gelir masaya, gider, gelir, söz ettirir hakkında,konuşulur, konuşturur aşk hakkında, rakı kültürü hakkında, rakının yanında eğlenceli bir zaman geçirmek için güzel bir seçim.

oyuncular bir ankara ekibi, yaklaşık 20 hafta boyunca aynı yerde aynı oyunu sahneleyecekler, sahneden seyircilere minik laf atmalar, doğaçlama espriler için, farklı bir gece yaşamak isterseniz, öneriyorum... 



giderseniz, bey babaya selamımı söyleyin umarım kavuşur kokoş genç sevgilisine :) 

ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm, bye... 



yeni ve plan

yılın son pazartesi geldiyse, kişisel nasıl geçti 2014 yılı iç sorgusunun tam zamanı :) iç sorgu diyorum ama aslında çevremdeki herkese sorduğum iki soru var bu aralar, 2015 yılından ne istiyorsun,ne bekliyorsun? standart cevaplar dışında, (bir Ankara esprisi, ASPAVA, Allah sağlık,para, afiyet versin, amin) ikinci sorum ise nasıl geçti senin 2014 yılın,malum facebook a bakınca herkesin yılı muhteşem geçmiş... 

ağırlıklı olarak arkadaşlarım da benim yaş sınırıma yakın yerlerdeler, yani 30'lar yeni 20'ler olmadığına göre (konu ile ilgili ted videosu) hepimiz bir şekilde tutunmaya çalışıyoruz hayata.herkes kendi tarzında bir şeyler yapıyor işte, kimisi ikinci çocuk planı yaparken, kimisi ikinci eş planında... 

sorgulama, iç hesaplaşma bittiyse hadi şimdi güzel şeyler konuşalım...2014 istediğimiz gibi olmamış, işler yolunda gitmemiş, hayallerimizin bacağı kırılmış olabilir, ama geliyorsa 2015 vardır bir bildiği, o yüzden temize çekmek lazım dilekleri, istekleri, hedefleri, gidilecek yolları...

bugün ki önerim, tutkusunu işine dönüştürenlerden sevgili Miya Design, 2015 yılını iyi planlamak sizin elinizde, hedeflerinize ulaşım hızınız tavşan mı, kaplumbağa mı  ölçmek  bu özel ajandalarla çok daha kolay... 

yapmamız gereken en beğendiğiniz kapağı seçmek  ve 2015 yılında hangi konuda kendinizi geliştirmek, hedefleri tutturmak istiyorsanız, onunla ilgili özel planlayıcı kiti seçmek ve ajandanıza eklemek. ben kendi ajandama zaman yöneticim ve hedeflerim, bütçe ve finans ve blog planlayıcımı ekledim, yeni yıl plan yılı olsun, planlı bir yıl olsun... 




ajanda da hoşuma giden başka bir nokta ise, günlük olarak içilen su miktarını not etmek için özel olarak hazırlanmış su dolu bardak simgelerinin olduğunu bölüm, bu sene hedefim, günde 3 litre su tüketmeyi alışkanlık haline getirmeyi başarmak. ayrıca her aya genel bakış takviminde motive eden güzel sözler yer alıyor. benim ilk açtığım sayfa Kasım ayına denk geldi ve karşıma Mustafa Kemal ATATÜRK'ün "Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır, çalışkan olmak!" sözü çıktı. daha güzel ve anlamlı bir hedef var mı? 

özel günler, yıl dönümleri, indirim zamanları için tatlı minik yapıştırmalar da geliyor, ajandanın yanında,  renkli kalemler ile güzel hedeflerinizi yazın ve uygulamaya başlayın, 2015 sizin yılınız olsun. 



ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm, bye




karar ve sız

yine, yeni yıl heyecanı kapıda, yine sorgulamalar liste başında... geçen sene ne hedef koymuştum, şimdi neredeyim, ne yapıyorum, ne kadarı somutlaştı, ne kadarı tatlı hayaller olarak kalmaya devam etti... ve bazen insan çok acımasız oluyor kendisine...

yılbaşına sadece 8 gün kalmışken, güzel şeylerden bahsetme vakti şimdi... yılbaşı planları yapıldı mı? bu sorunun yarattığı gerilimden dolayı ben kimseye soramadım, o gün gelsin bakarız kısmına dahil oldum ancak yılbaşı hediyesi asla bakarız kısmına dahil olamaz :)

önümüzde ki günlerde kendimce, otuzikidişçe yılbaşı hediye önerileri de bulunmayı planlıyorum, belki  ilham verir yazdıklarım size, ne de olsa ben herkes mutlu olsun isterim:) 

ilk önerim, adını çok duymama rağmen, ancak geçtiğimiz haftalarda keşfettiğim "Piastop" 
Ankara'nın simgelerinden biri sayılan Atakule'nin hemen karşısında, butiğe girmek için minik bir kaç basamak inmek gerekiyor, bu durum da sanki Alice Harikalar Diyarında ki küçük kapıdan bambaşka bir dünyaya giren Alice'nin hissini yaratıyor... 



Alice Harikalar Diyarı'na benzetmemin bir diğer nedeni de, butiğin bir bölümünde özel kahvelerin servis edilmesi, hani masalda vardı ya sürekli geç kalma korkusu yaşayan, kahve partilerinin vazgeçilmezi beyaz tavşan... özellikle benim gibi kararsızsınız, ürünleri denerken, neyle nasıl kombinlesem mi düşünürken, kahvenizi yudumlayın :) 



butikte ki ürünler ağırlıklı olarak Fransa'dan geliyor, yerli ve yabancı tasarımcıların ürünleri de yer alıyor, özellikle Piastop markalı ayakkabılar çok başarılı ve çok rahat, denedim. öneriyorum :) 



aksesuar sevmeyen kadın sanırım çok nadirdir, ilk hediye önerim aksesuar sevenlere geliyor, butik pazar hariç her gün sabah 10.30 akşam 19.00 saatleri arası açık... 




adres: çankaya caddesi no: 2/C  telefon: 0 312 440 09 25
www.facebook.com/piastop.tr



dilerim, yeni yıl iyi gelir hepimize ve aldığınız hediyeler çok beğenilir ve size gelen hediyeler muhteşem olur.

ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm,bye ...



hiç ve geç

hani bir reklam vardı, hatırlar mısın? bisiklete binmeyi bilmeyen orhan bey, 75 yaşında denemeye niyet eder, cocacola yardım eder, adada bir şenlik düzenler, bisiklete binmeyi bilmeyenlere yanlarında aileleri, çolukları çocukları, torunları yardım ederler, öğrenmeye çalışırlar, düşerek, şaşarak güzel zaman geçirirler... reklamı hatırlamak, bir kez daha izlemek isterseniz diye adresi 
ekliyorum. 

ailemin tek çocuğuyum, imkanları dahilinde her şeyi yaptılar, tenis kursu, yaz tatili, buz pateni, özel dersleri... benimse içimde tek kalan, belki sahne kıyafetleri çok süslü olduğundan, belki estetik  dolu olduğundan, hep yapmak istedim : bale!

ve şimdi gezerken sosyal medya kanallarında bir program gözüme çarptı, "yetişkinler için bale" bilmem benden bir "black swan" çıkar mı acaba, en azından denemedim değil:)

ilk dersime geçtiğimiz çarşamba günü başladım,daha önce hiç bale yapmamış, ama deneyimlemek isteyen 8 kadın... kesinlikle zor, ve sanırım belli bir yaştan sonra öğrenmesi birazcık daha zor, kesinlikle çok eğlenceli, yıl sonu gösterimiz olursa haber veririm sana:) ben de kendime çok gülüyorum, sen de çekinme o yüzden, bu yaştan sonra bale mi olur de, komik misin de, eğlen sen de:)



ayrıca kendime bir kelime defteri aldım, bildiğimi sandığım, öylesine kullandığım veya tahmin yürüterek hımm bu demek sanki dediğim kelimeleri yazıyorum, araştırıyorum, cümle içinde kullanıyorum, günde 5 kelime filan, televizyon duyduğum, bloglardan okuduğum, kitaplarda rastladığım, kendime, sırf bana ait, bir zaman yaratıyorum, en sevdiğim şey olan kelimeler üzerine düşünüyorum. 

öğrenmek istediklerim, denemek istediklerim arasında şan dersi alıp , sadece 1 şarkılık dahi olsa sahneye çıkmak da var, kim bilir, belki ona da başlarım bu yıl bitmeden:) 

niye mi bunları yapıyorum? yaşadığım zamanı iyi geçirmek için, durmamak için, zamanın boşa geçmesine yeşil ışık yakmamak için, nerede olursam olayım mutlu olmak için... 

ben herkes mutlu olsun isterim, 

öptüm, bye 

32 ve yarın

tanıyanlar bilirler, doğum günüme pek çok önem veririm. yılbaşı, bayramlar herkese, doğum günleri kişiye özeldir. ki ben var olduğum, nefes aldığım her gün için kutlanacak bir şeyler bulabilirken,doğum günümün çok özel olmasına çok şaşırmamak gerek :)

ancak bu sefer biraz daha farklı, otuz iki yaşımın süper olacağına inanıyorum, hisediyorum. yine de tüm bu süperliğine karşı bazı korkular var, benim 30 yaş depresyonu diye adlandırdığım geç ergenlik dediğim ancak pek bir bilimsel kanıtına rastlamadığım bir şeyler var. sürekli bir sorgulama hali, bu ben miyim, seçtiğim hayat bu mu, bu meslekten mi para kazanmayı seçiyorum, bu insanlar mı benim seçtiğim arkadaşlarım, bu hayat mı seçtiğim, yapabildiğim, kurduğum, inşa ettiğim? 

karamsar bir şekilde değil, daha çok sorgulayıcı... sadece ben de değil, çevremde yaşı yaşıma, başı başıma yakın bir çok arkadaşımda var aynı soru işaretleri... meslek değiştirmek için olan yoğun çabalar, annelerin onaylamadığı, sigortasız, mutlu edecek ve zor yollarda koşmaya çalışıyoruz, birbirimize destek olmaya çalışıyoruz, sarılıyoruz birbirimize ( arada ki yüzlerce kilometreye rağmen, gözünü kapatınca kalbinde ki duyguların aynısını yaşayanı gerçekten hissediyorsun.) ve usulca fısıldıyoruz bir dua gibi, her şey çok güzel olacak... eğer siz de, bu sorgulamanın bir şekilde içinde, veya kenarında, köşesinde veya tam ortasındaysanız, izlemenizi öneriyorum düşünceleri netleştiriyor... 

ben otuz iki yaşımdan umutluyum, bir yıldır bebek gibi baktığım, beni çok heyecanlandıran instagram üzerinden yaptıklarımı sergilediğim #handmadebyemine  nin bir evi olsun istiyorum, çay içmeyi sevmem ancak atölyemde çay demleyip içme hayalim var, yeni projeler üresin, el emeği olsun her şey, kutlanacak her gün için bir şeyler yapmaya devam edeyim, bir de benim kafamda bir yol arkadaşı bulsam,güçlerimizi birleştirsek, ben kessem o katlasa, herkes mutlu olsa :) 



bir diğer dileğim, bir ay Amerika'da yaşamak istiyorum, sadece alışveriş yapmak ve gezmek için, aklınızda olsun, çok iyi bir yol arkadaşıyımdır :)  

ve hayatımda var olan herkesin var olmaya devam etmesini istiyorum, özellikle yaşı büyük akrabalar için bu dilek, daha göreceğimiz güzel günler çok...

otuzikidiş te otuz iki yaş değişiklikleri oluyor, henüz tam oluşmasa da, blog biraz şekil değiştiriyor, daha çok paylaşım yapmak, daha çok paylaşmak için, blog hazır olana kadar instagram.com/eminekoran adresinden paylaşmaya devam...

doğum günümü kutlayan, hayatımda olan ve olacak olan herkese teşekkürler, ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm, bye... 



8 ve sonsuz

bayram öncesi ve sonrası ve bayram tatilini birleştiren herkes yola çıktıktan sonra, benim güzel Ankara'mda gezmek çok daha zevkli:) aslında blogumu açtığın zaman ilk amacım, bu şehirde yapılacak hiçbir şey yok diyenlere, mini bir rehber olmaktı, zamanla o amaç birazcık alt sıralarda yer bulsa da, gezdikçe yazmaya devam... 

arcadium alışveriş merkezi, benim için üniversite zamanını demek, başkent üniversite okudum, o zamanlar, mezun olalı gerçekten biraz uzun zaman oldu, çayyolu'nun en güzel alışveriş merkeziydi. zamanla sanırım biraz konsept değiştirmiş, birazcık mağazalar değişmiş, şimdi bomba gibi geri dönmüş. alışveriş merkezinin caddeye bakan tarafında sıra sıra bir sürü güzel pastane,kafe,bar (aslında pub demek istedim ancak kafeyi "k" ile yazdıktan sonra arkasından pub yazmak istemedim, ayrıca şimdi tekrar okuyunca konsept kelimesinin de yerine öz türkçe bir şey bulamadığımı fark ettim, bu farkındalığımın tek sebebi bu sayfadır, takip edeilm, bilgilenelim,uygulayalım,sahip çıkalım) yer alıyor.

biz bir sabah kahvesi içmek, sinema saatimizi beklerken tatlı yemek tatlı konuşmak için "8 Patisserie" yi denemek istedik, ve sonra ben her şeyi o kadar çok beğendim ki, sizinle de paylaşmak istedim:)



henüz açılalı iki buçuk ay olmuş, ismini, benim de hayatımda iki sene önce çok özel ve büyük bir yer kaplayan, sekiz sayısından almış, bolluk, bereket ve sonsuzluğu simgelediği için.... aslında 8 Patisserie'in sahibi Ankaralılara yabancı bir isim değil, Budak Sokak'ta yer alan Nar Hediye'nin sahibi Meltem Bengi açmış.bu sayede dekor olarak kullanılan her şeyi anında satın alabiliyorsunuz. bir pastaneden tatlı dışında ne mi alınır, diyorsanız...






dekor süper peki ya tatlılar? özel tatları, kendi yapımları havuçlu kek ve Isparta'ya ait bir tuzlu olduğunu öğrendiğim nokul...



ayrıca kendi üretimleri olan organik reçeller,salçalar da var... 



.
her gün saat 08.00 den 24.00' a kadar açık, bence çay içmek, tatlı yemek,hayata dair konuşmak ve aynı zamanda alışveriş yapmak için Çayyolu'nda ki ideal yerlerinden.





son olarak, herkese gönlünden geçirdiği gibi tatlı bir bayram diliyorum. dinlenmek isteyenlerin çok dinleneceği, eğlenmek isteyenlerin çok eğleneceği, aile özlemi gidermek isteyenlerin sevgi dolu zamanlar geçireceği...

ben herkes mutlu olsun isterim,

öptüm,bye...

zaman ve devam

ne kadar uzun zaman geçmiş, bugün fark ettim. Ankara'nın cemiyet dergilerinden Bitter'de fotoğrafımın açıklamasında ünlü blogger yazınca, aklıma geldi en son ne hangi günde yazmıştım, aklımdan geçenleri demek...




bloglar eski popülerliğini instagrama devrettikten sonra, fotoğrafı sadece filtrelemek yetmez, uzun uzun açıklamalar yazasım  gelince, instagünlük oldu hesabım... eğer merak edersen, otuzikidiş ne yapıyor dersem beklerim...  



instagram hesabımın benim için ayrı bir özelliği de var, hep içimde olan, rüyasını gördüğüm, yapmak istediğim işi yapmaya çalışıyorum, el işinden, benim renklerimle, kutlanacak her gün bir şeyler parti malzemeleri, #handmadebyemine etiketi altında toplanıyor hepsi, hayat görüşüme uygun kılmayı çalışıyorum işimi, ben herkes mutlu olsun isterim diye bitiriyorum her yazımı, şimdi de herkes mutlu olsun diye bir şeyler yapıyorum kendimce... bu arada 9-6 mesaili uygun iş ilanları ile de flört etmeye devam ediyorum, çünkü annem için en önemlisi sigortalı bir iş:) benim içinse en önemlisi artık, mutlu olabileceğim, üretken olabileceğim, tatlı iş arkadaşlarımın olacağı, verimli geçirilen iş saatlerine sahip bir ikinci adres olsun istiyorum, maaşım ayın birinde yatarsa ve ayakkabı koleksiyonuma katkı da sağlayabilirse olur bence :)

harekete geçtim, spordan uzak ben, spora başladım. aletli pilates yapıyorum, çok mutlu oluyorum, süper bir eğitmenim var Kanada'dan diplomalı, sapsarı saçlı, güler yüzlü ve şimdi göbeğinde bebekli :) ben ve pilates ile ilgili uzun bir yazı geliyor, neden ben, neden pilates, neden 21 way, ebru şallı oldum mu, nefes almayı öğrendim mi, spor salonu modası ne, salonda neler oluyor hepsi pek yakında otuzikidiş te...

bugün mübarek kadir gecesi...

öncellikle Soma'da bir ihmal sonucu hayatını kaybeden madencilerimizin kimsesiz kalan ailelerine,eşlerine, annelerine, babalarına, çocuklarına, başka bir ihmal sonucu Denizli'de hayatını ve karnında ki bebeğini kaybeden genç kadın Didem'in eşine, annesine, babasına, unutmamaya söz veren, çok seven arkadaşlarına, terör yüzünden ölen masum kardeşlerimizin ve şehitlerimizin  ailelerine sabır diliyorum, keşke elimden başka, işe yarar, gösteriş içermeyen, dişe dokunur bir şey gelse de, yapsam.... kaybettiklerimizin mekanı cennet olsun...

insanlığa faydalı, topluma faydalı, birey olarak mutlu olmayı hayal eden herkesin hayali, dileği ,duası gerçek olsun.

umarım göreceğimiz güzel günler yakındadır.

ben herkes mutlu olsun isterim...

öptüm,bye...